Anadolu Mitosları

Anadolu Mitosları ANADOLU MİTOLOJİLERİ ANADOLU KÜLTÜRLERİ VE MİTOSLARI

https://www.facebook.com/share/p/1CEhZ6vn6Y/
20/02/2026

https://www.facebook.com/share/p/1CEhZ6vn6Y/

Luviler-KUR¹ Lu-ú-i-ya/Luvi Ülkesi

Anadolu’nun en eski halklarından biridir. Luviler için Işık İnsanı terimi zorlama ama Hititçe luk ateşlemek, tutuşturmak, sabah olmak, şafak sökmek anlamı varken Luvice luha ise ışık demektir. Lu kökü de birçok dile ışık anlamında geçmiştir. Batı Anadolu'da etkisi görülen Luviler Suriye'ye kadar sokulmuştur ve Anadolu'da iz bırakmıştır. Kizzuwatna, kabaca Adana ve Mersin topraklarına tekabül ederdi ve muhtemelen Luvi ve Hurri halkları birlikte yaşıyordu. Hititli Kraliçe Puduhepa buralıdır ve döneminde oldukça güçlü bir kadın profili çizmektedir. Eşitler arasında birinci Arzawa Krallığı (MÖ 1300'lerde Luvi'yle eş), Seha Nehri Ülkesi, Mira Uygarlığı, Hapalla, Aššuwa (Assos) Konfederasyonu, Wiluša ( w/ilios=Troya), Hilakku, Tabal, Pedašša, Karkiša², Lukka (Likya), muhtemel Luvi halklarının çoğunlukla yaşadığı devletlerdir ve daha adını zikretmediğim krallıklar vardır.³ Bu krallıkların tahminsel sınırlarını biliyoruz. İzmir Karabel Anıtı'nda Mira Ülkesi Kralı. Geç Hitit Luvi Çağı MÖ 8. yüzyılda Tabal, Que, Gurgum, Kummukh, Meliddu gibi krallıkların içinde var olmaya devam etmişlerdir. Kullandıkları hiyeroglif yazı Hititlerce de kullanılacaktır. Anadolu'nun birçok noktasında Luvice yazıtlar bulunmuştu. 1946 yılında Bossert ve Halet Çambel tarafından keşfedilen Karatepe’de bulunan bir yazıt Luvice'nin çözülmesine olanak sağlamıştır. Luvi hiyeroglifleri ve Fenikece ile yazılan bu çift dilli yazıt sayesinde Luvi dili gün ışığına çıkmıştır. Böylece Hatti Ülkesi Helenleşmeden önce Helen olduğu sanılan birçok tanrı ve yer adının Luvi ve Hitit kökenli olduğu anlaşılmıştır. Luvice Karca, Sidece, Lidce, Pisidce içinde yaşamaya devam etmiştir ve bu diller Grekçe değildir. Konuşan halklar Grek değildir. İskender öncesi ve özellikle sonrası Helenleşerek asimile olmuşlardı (tekrar).
1) Kur Sümerce ülke.
2) Karia
3) Troya'da Luvi mührü bulundu ama daha çok kanıtlara ihtiyacımız var.

27 Mart Cuma İstanbul çıkışlı 28-29 Mart Hatti ve Hitit Gezisi'nde uzun uzun Hattileri, Luvileri ve Hititleri tanıyacağız ve Tunç Çağı'nı konuşacağız.

İletişim: 0544 416 3292-0539 499 2640
gezisidir (11965).

ASLEN ETRAK ADIYLA ANILDIĞIMIZI,ARAPÇA DİLİNDE HALEN ASIL ADIMIZLA,ETRAKLAR DENİLDİĞİNİ,SÜMERLER'İN KENDİLERİNE ETRAK DE...
06/03/2025

ASLEN ETRAK ADIYLA ANILDIĞIMIZI,
ARAPÇA DİLİNDE HALEN ASIL ADIMIZLA,
ETRAKLAR DENİLDİĞİNİ,
SÜMERLER'İN KENDİLERİNE ETRAK DEDİKLERİNİ,
BİLİYOR MUYDUNUZ ?..

YETMEDİ...
E'TRAKYA'NIN ETRAK-TÜRK ÜLKESİ DEMEK OLDUĞUNU,
YUNANLILARIN E'TRAKİA ÜZERİNDEN TANIDIĞI TÜRKLERE,
TRAKYA'LI ANLAMINDA TYRAKİKON (TİRKİKON) DEDİĞİNİ,
BU ETİMOLOJİK KÖKEN GEREĞİNCE,
TÜRKİYE ADININ DA YUNANCA TYRAKİKON'DAN GELEN,
COĞRAFİ BİR TANIM OLDUĞUNU,
BİLİYOR MUYDUNUZ ?..

YETMEDİ...
TÜM BATI DİLLERİNDE YUNANLILARA GREEK DENİRKEN,
YUNANLILAR KENDİLERİNE HELLEN DEDİĞİ HALDE,
BİZİM HİTİTÇE (HİTİT TÜRKÇESİYLE) YUNAN DEDİĞİMİZİ,
BİLİYOR MUYDUNUZ ?..

YUNACA YER ADLARINININ,
ARKAD-İA GİBİ "YA" EKİYLE TAMALANDIĞINI,
ANADOLU DİLİNDE İSE "OS" EKİYLE TAMLANDIĞINI,
"0S" HECESİ İLE BİTEN TÜM YER ADLARIN,
HALİKARNAS-OS,KNİD-OS,MİN-DOS,ASS-OS,TERMESS-OS-TELMESS-OS,
MİLET-OS,EFES-OS..GİBİ...
Yunanca DEĞİL ANADOLU DİLİNDEN GELDİĞİNİ,
BİLİYOR MUYDUNUZ ?..

E'TROYA'DAN GÖÇ EDEREK,
İTALYA'YA YERLEŞEN,
ROMA'NIN MEYDANINA,
BOZKURT HEYKELİNİ DİKEN ETRÜSK'LERİN,
ASLINDA ETRAK-TÜRK OLDUKLARINI,
BİLİYOR MUYDUNUZ ?..

(TC Nedim Çakmak)

[alıntı]

GILGAMIŞ DESTANI Tarihin en eski yazılı destanıdır.12 kil tablete Akad çivi yazısı ile kaydedilmiştir.Gılgamış destanı N...
06/03/2025

GILGAMIŞ DESTANI
Tarihin en eski yazılı destanıdır.
12 kil tablete Akad çivi yazısı ile kaydedilmiştir.
Gılgamış destanı Nuh Tufanı’nın anlatıldığı ilk yazılı eserdir.
Uruk kentinin kralı Gılgamış’ın yaşamını anlatan destan, kutsal kitaplar dediklerimizin de kaynağıdır.
Uruk kralı Gılgamış'ın "Ölümsüzlüğü Arayışının Öyküsü"nü anlatır.
Gılgamış, en yakın dostu Enkidu'nun ölümünün ardından giriştiği ölümsüzlüğe ulaşma çabasının nâfile olduğunu ve Tanrı Enlil’in öğütleriyle, insanın ancak büyük bir ad bırakmakla ölümsüzlüğe erişebileceğini kabul etmiştir.
Gılgamış destanı Mezopotamya devletleri arasında en önemli eserlerden biridir.
Tarihte bilinen en eski medeniyetlerden olan Sümerlerin yaşayışları hakkında bilgi verir.
Gılgamış Destanı'nın en önemli özelliklerinden biri de, anlattığı "Tufan" öyküsünün, küçük değişimlerle üç büyük dinin kutsal kitaplarında aynen yer almasıdır.
Çoğu tarihçi, Tarihin, çivi yazısını bulan Sümerlilerle başladığını söyler. Sümer diliyle “Sha Nagba İmuru” yani “Her şeyi görmüş olan” Gılgamış, bugün Gaziantep’in Suriye’ye sınır ilçesi Karkamış’ın o dönemki adıyla, Uruk kentinin kralıdır.
Tabletlerdeki metne göre destan, Gılgamış’ın özelliklerini övgüyle anlatarak başlar. Yarı insan, yarı tanrı olan Gılgamış karada ve denizde olan biten her şeyi bilen başarılı bir yapı ustası ve yenilmez bir savaşçıdır. Destanının, öbür bölümlerinde Gılgamış’ın başından geçen serüvenler anlatılır. Derinlemesine hikaye türünün en olağan üstü biçimde anlatıldığı Gılgamış akılların tamamen özgür ve doğaçlama melekesini gözler önüne sermektedir.
HİKAYE:
Uruk Kralı Gılgamış, dörtte üçü tanrı, dörtte biri insan olan bir varlıktır. Gılgamış halk tarafından çok sevilir ama, kral aynı zamanda sert, güçlü ve mağrurdur. Halk bu öfkeli kralın burnu biraz sürtülsün düşüncesiyle tanrılardan yardım ister. Dualar boşa gitmez ve tanrıça Aruru, yarı vahşi bir yaratık olan Enkidu’yu yeryüzüne gönderir. Enkidu destanın ikinci önemli karakteridir. Fakat Enkidu’nun kırlarda yaptığı kıyımlar Gılgamış’tan çok dilekte bulunan Uruk halkının başına bela olur. Gılgamış, Enkidu’yu yola getirmek için güzel bir fahişe (Şahmat) yollar ve ehlileşmesini sağlar. Kadının peşinden kente gelen Enkidu krallar gibi ağırlanır, güzel kokularla yıkanır, kentlilere özgün elbiseler giyer, oturup kalkma dersleri alır. Tanrının isteğinin aksine Gılgamış’la Enkidu çok iyi arkadaş olurlar.
Güçlerini sınamak için yola koyulan ikili, kendilerine hasım olarak, korkunç sesiyle bile insanları öldürebilen Sedir ormanının korucusu dev Huvava’yı seçer. Ancak devin gürleyişi karşısında Enkidu korkudan dona kalır. Gılgamış ise etkilenmez ve devi öldürür. Bunu gören tanrıça İştar, Gılgamış’a aşık olur. Fakat Gılgamış tanrıça İştar’ı, fahişe gibi davranıp her önüne gelenle hatta hayvanlarla bile birlikte olduğu için aşağılar ve reddeder. Tanrıçanın intikam almak için Uruk kentine yaptığı saldırılar ise iki kahraman tarafından bertaraf edilir.
Bunun ardından gelen serüven Gılgamış ile aşk tanrıçası İştar arasında yaşanır. İştar Gılgamış’a evlenme önerisinde bulunur. Gılgamış bunu red eder. Onuru kırılan İştar Gılgamış’ı öldürmek için yeryüzüne bir boğa gönderir. Gılgamış, Enkidu’nun da yardımıyla boğayı öldürür. Enkidu rüyasında, boğayı öldürdüğü için tanrılar tarafından ölüme mahkum edildiğini görür.
Günün birinde Enkidu ölüme yenik düşer.
Destanın bundan sonraki bölümüyle ilgili tabletler bulunamamıştır. Ama, destanın devamının yer aldığı Gılgamış’ın Enkidu için yaktığı ağıtı, düzenlediği görkemli cenaze törenini, sonunda Enkidu’nun ölüler dünyasına göçtüğünü anlatan tabletler bulunabilmiştir.
Dostunu yitirdiği için çılgına dönen Gılgamış, kendisinin de bir gün öleceği gerçeği ile karşılaştığından paniğe kapılır. Ölümsüzlüğün sırrını öğrenmek için “Tufan”ı yaşamış ve ölümsüzlüğe ermiş olan Utnapiştim’i görmeye gider. Utnapiştim, binbir zorlukla Mutlular Adası’ndaki evine gelen Gılgamış’ı geri çevirmez ve ona tufanı anlatır. Tanrılar bir tufan ile insanları yok etme kararı alırlar. Ancak Utnapiştim, tanrı Ea’nın uyarısı üzerine ailesini, çeşitli zenaat erbabını, hayvan ve bitki türlerini içine alacak yedi bölümden oluşan bir gemi inşa eder. Yedi gün, yedi gece süren ve yeryüzünün sularla kaplandığı tufan sonunda Utnapiştim’in gemisi Nisir Dağı’nın tepesinde karaya oturur.
Ziusudra burada Tevrat ve Kur'anda Nuh'un yaşı konusunda tekrarlanan bir ifadeyle kendisinin 950 yaşında olduğunu söyler ve yaklaşık yarım asır önce yaşadığı Tufan hikayesini Gılgamış’a anlatır.
Utnapiştim, Gılgamış’tan, genç kalmanın sırrının, denizin diplerinde bulunan bir bitkide olduğunu saklamaz. Kral sevinçle denizin diplerine dalar ve otu bulur. Ancak Gılgamış’ın yorgunluktan uykuya dalmasından yararlanan bir yılan, otu yutuverir. Destan, yılanların her bahar deri değiştirmesini bu olaya bağlamıştır. Ebediyen varolma şansını yitiren Gılgamış deliye döner. Çaresiz bir biçimde geldiği Uruk’ta artık Enkidu’nun ruhuyla kurduğu ilişkiden başka avuntusu kalmamıştır. Gılgamış, Enkidu’ya ölümden sonraki hayata dair yönelttiği sorularla biraz olsun teselli bulurken "Bilgeliğin dünyanın ninetlerinden yararlanmak" anlamına geldiğini kavrar ve destan da sona erer.
İlk yazılış tarihi M.Ö. 2500-3000 yılları arasında olduğu tahmin edilen destan, Sümerce 12 tane kil tablete yazılmıştır. İlk yazılımın dışında destan, daha sonra Babil döneminde iki kez daha yazılmıştır. Toplam 2 bin 900 satır olduğu tahmin edilen destanın en önemli bölümleri eksiktir. Sadece yüzde 60’ı tam olarak bulunan şiir formatında yazılmış destanın bazı dizelerinin başı ve sonu yoktur. Destanın Sümerce yazımının anlaşılması oldukça zordur. M.Ö. 1800 yıllarında Babil kralı Hammurabi (M.Ö 1792-1750) zamanında tekrar yazılan Gılgamış Destanı’nın üç tableti bulunamamıştır. Destanın son yazılım tarihi tam olarak bilinemese de, son ozanının, Kassitler çağında yaşamış Sin Lekke Unnini adında bir sanatçı olduğu kabul edilmektedir.
[alıntı]

Address

Küçükköy Mahallesi Çarşı Caddesi No=38
Ayvalık
10410

Opening Hours

Monday 10:00 - 23:00
Tuesday 10:00 - 23:00
Wednesday 10:00 - 23:00
Thursday 10:00 - 23:00
Friday 10:00 - 23:00
Saturday 10:00 - 23:00
Sunday 10:00 - 23:00

Telephone

0536 7101523

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Anadolu Mitosları posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Establishment

Send a message to Anadolu Mitosları:

Share