27/05/2026
Muhtemelen 1960 lı yıllar Avanos..
Bir neslin hikayesi.
Açıklama: Levent İlleez..
Fotoğraftaki usta, Mustafa Kavak — halk arasında "Kavukların Mustafa" olarak bilinen, ellerinde toprağı hayata dönüştüren bir çanak ustası.
Ayağında soğuğa teslim olmuş, üzeri yırtık bir ayakkabı. Üstünde paramparça bir gömlek, eski bir şalvar. Ama elleri durmaksızın çalışıyor. Çünkü durmak lüks, o günlerde kimsenin tanımadığı bir sözcük.
---
400 TL. İki yıl. Altı kişi
Dedem işlikteki bir payı satın almak ister. Fiyat 400 TL. Para yok, olmadığı gibi kimsede de yok. Eskici Hacı ve Dişçi Şükrü'ye gider — her biri 200'er lira verir. Faizsiz, karşılıksız. Tek şart: bir yıl içinde geri ödeme.
Ve o bir yıl başlar.
Her sabah iki çocukla birlikte çanak atölyesine. Bağ, bahçe, tarla. Evde eş ve kız çocuğu halı dokuyor, satmak için. Arada amelelik, ırgatlık... Sene sonu gelir, borcun sadece yarısı ödenebilir. Alacaklılardan bir yıl daha ricada bulunulur.
Bir yıl daha. Yemeden içmeden. Ve sonunda, gecikmeyle de olsa, borç ödenir.
400 TL için tüm bir aile, iki yıl boyunca nefes almadan çalıştı.
---
Çanak atölyesi nasıl bir yerdi?
K*m, eşekle dağdan taşınır, elenir, kumluklara kaldırılır. Her gün yalakta çamur katılır, çanak yapılır, kurutulur, pişirilir. Hepsi elle, hepsi eşekle. Bugün bir traktörün bir turda yaptığını, o günlerde eşekle belki haftada zor tamamlarsınız.
---
Yaşar Dayım'ın anlattığı bir anı hiç aklımdan çıkmaz:
Çanakları at arabasına yüklemişler, köylere satmaya çıkmışlar. Para kimsede olmadığı için ticaret çanakla yapılıyor — bulgur, fasulye, nohutla takas.
Bir akşam Uçhisar'a ulaşırlar. Tepedeki bir evde misafir olurlar. Ama gece, çanaklara göz dikenler çıkar. Kavga çıkar. Ve dayım yıllar sonra gülerek anlatırdı:
"İyi dayak yedik, evire çevire dövdüler... ama bir tane çanak vermedik!
**Yokluk böyle bir şey işte.**
---
Bir anı daha:
Veli abi bir gün dayıma sorar:
Yaşar, kırlangıç fırınında çanak pişirilirken ayağında ayakkabı yok, çorap delik, hava soğuk... ama sen ateşte gömülü bir patates için saatlerce beklerdin. Hatırladın mı?"*
Dayim cevap verir:
*"Hatırlamaz olur muyum..."*
---
Bu fotoğrafı kim çekti bilmiyorum. Ama belli ki bilinçli çekti — açısı, ışığı, içindeki her detay o kadar yerli yerinde ki... Muhtemelen bir turistin merceğinden sızdı bu an, tarihe.
Dedem bu çanak yaparken verdiği pozun **vefatından 46 yıl sonra** torunu tarafından Facebook'ta paylaşılacağını nereden bilsin?
Bu fotoğraftan **10 yıl sonra doğacak** bir torunun, 46 yıl sonra bu gün bu kareye bakıp onu anacağını sosyal medyada bu fotoğrafı paylaşacağını nereden bilsin?
Hayat öyle ilginç, öyle ilginç ki..
Verdiğimiz bir fotoğraf pozunun onlarca yıl sonra hakkın rahmetine kavuştuktan sonra paylaşıma konu olacağını nerden bilebillriz tabiki bilemeyiz ama bildiğimiz bir şey varsa hepimiz bir gün anı olacağız..